Amatör bir şair,acemi bir ressam,meraklı bir yazar ve bestekâr bir müzisyen...


yurduma ve yarime dair...

29 Ağustos 2009 Cumartesi

Hayâlname

Sana geldim...
ayışığının hüzmesi geçiyordu yarı açık pencereden,kendime bile duyurmaktan sakındığım adımlarla,parmak uçlarıma basarak başucuna iliştim.Uzunca bir vakit yarım soluklar alarak öylece çömeldim yerdeki şilteye.O an hırsızlığın ne büyük bir cesaret istediğini düşünüp,neredeyse bu "cesaret"lerinden dolayı onları kutlayacak(!)oldum.Sanki içerde bir"yabancı"olduğunu fark etmiş gibi nefes alışların değişti.Bacaklarından birini karnına çekerken,diğerini olanca gerginliğiyle uzatıyordun,o esnada yorganın sıyrıldı üzerinden.Bir annenin şefkat refleksiyle üzerini örtmeye davrandım,ama ellerim havada kala kaldılar,"ya beni farkeder de çığlığı basarsa şimdi" diye.Tekrar ve bu kez şilteye değil,çıplak betona oturdum,Birden bir duman istedi ki canım,sorma gitsin,tabakamı çıkardım,hazır sarılı bir kaçak cigara alıp tabakayı duyulur duyulmaz bir"tık"sesiyle kapatırken,tekrar kımıldadığını gördüm,ne kadar hassas duyuyormuş kulakların öyle!...
Diğer cebimden çakmağı çıkardım ve lakin,"ya çakmak sesine uyanırsa"diye ondan da vaz geçtim...Delirdiğimi düşünüyordum,başucundaydım,bir el mesafesindeydin ama yanaklarına avuçlarımı konduramıyordum,Kendimi sensizliğe,çaresizliğe,hiç bir şey yapamayışıma,bu kadar kendimden uzak kalışıma,kısacası bu kadar onursuzluğa alıştıramıyordum...
*
Gitmem gerekiyordu,kalmam gerekiyordu,yok aslında soluk alışlarıma uyanman,beni kucaklaman gerekiyordu,Yüzünün sıcaklığını avuçlarımın soğuğuna değdirmem gerekiyordu,kimsenin burada,yanında,odanda olduğumu bilmemesi gerekiyordu,Bu hale ağlamak ve hatta gülmek gerekiyordu,susmam gerekiyordu,yok yok içimdeki hasretini ve bu dayanılmaz kepaze yalnızlığı bir şarkıya,şiire,olmadı türkülere o da olmadı dostların uzaklığına kusmam gerekiyordu...Kafamı oradan oraya vurmam gerekiyordu...Bu kadarı da fazlaydı belki,bir yerlerde durmam gerekiyordu...
Bu kadar gerekli şey arasında öylece ellerim çözülüyorlardı,belli ki ellerim,elbirliğiyle bu içler acısı halime üzülüyorlardı...Gözlerimden yanaklarıma,oradan da çökük avurtlarımdan çeneme gözyaşlarından kervanlar diziliyorlardı...Yani böyle durmamam,bir şeyler yapmam gerekiyordu,sen söyle,hiç bir şeye gerek yoksa bütün bunları yazmam nereden gerekiyordu?...
*
Söyle yarim,pencereden dışarlara daldığın vakitler,efil bir rüzgar girmeye davranıyorsa içeri,belki uzun zayıf parmaklarımdır o rüzgarda saçlarında gezinen...Ben yarim!...benim;o postallarca tank paletlerince,panzer lastiklerince,kır çiçekleri ve taze otlar gibi,kafası dipçiklenen,körpe çocuklar gibi ezim ezim ezilen...
şimdi ben nasıl yüz çevireyim dağlarıma?
şimdi ben gülüşünden gayrı neyle şifa bulayım sevda yanığı yaralarıma?
şimdi senden söz açıyorum her mırıltıda şarkılarıma...Bir şarkı,bir şiir,bir öykü değilsin sen yarim...SENİ Hangi kitap anlatabilir,hangi kalem yazar?Bu gidişle yarim,hasretin,senziliğin orta yerine bana derin dipsiz bir mezar kazar...
*
BAKMAYA DOYAMADIĞIM GÖZLERİNDEN ÖPÜYORUM...
*
Bilâl Mardin
UYARI:TÜM HAKLARI YAZARINA AİTTİR,İZİNSİZ KOPYALANIP KULLANILAMAZ.